Ruh Sağlığı Farkındalık Haftası Nedir

Ruh Sağlığı Farkındalık Haftası Nedir

10-16 Mayıs, Ruh Sağlığı Farkındalık Haftası olarak; iyi bir zihinsel sağlığa ulaşmaya odaklanma fırsatı için Birleşik Krallık’ta düzenlenen bir etkinlik olarak kutlanıyor. Ruh Sağlığı Vakfı (The Mental Health Foundation), etkinliği 21 yıl önce başlattı ve vakıf her yıl değişik bir temayla haftayı düzenlemeyi ve ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Benzerleri başka ülkelerde de bulunmakla birlikte bu etkinlik, İngiltere ve dünya çapında en büyük farkındalık haftalarından biri haline geldi.

Ruh Sağlığı Farkındalık Haftasının bu yılki teması, “doğa” olarak belirlendi. İnsanların doğayı ve canlılarına daha çok bağlanması için doğanın birbiriyle uyumlu bağlantısını anlamasını, değer vermesini sağlamak için farkındalık yaratmak hedefleniyor. 

Neden Doğa Haftanın Teması Olarak Seçildi

Doğada olmanın zihinsel sağlık sorunları ile başa çıkmanın ve sağlığımızı korumanın etkili bir yolu olduğu biliniyor. Covid-19 salgını döneminde bulunmamız, bunun ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi. Ruh Sağlığı Vakfı’nın (The Mental Health Foundation) araştırmasına göre, doğada olmanın halkın bu zorlu zamanda iyi bir akıl sağlığını sürdürmeye çalıştığı en popüler yollardan biri olduğunu göstermiştir.

Bu haftanın temel amacı; doğanın iyi bir akıl sağlığı için önemi konusundaki farkındalığı artırarak, herkesin onu paylaşabilmesini sağlamak için çalışması.

Doğa ile doğal dünyayı deneyimlemek için duyularımızı kullanabileceğimiz herhangi bir ortam kastedilmektedir. Bu, evimize yakın park ya da bahçe, sahil, göller ve nehirler, vahşi doğa, bitkiler ya da vahşi yaşamı içerebilir. Ayrıca, evinizin içinde ya da evinizden görebileceğiniz, etkileşimde bulunabileceğiniz doğayı da içerebilir.

Yeşil kurdele, Ruh Sağlığı Farkındalığının uluslararası simgesidir.

Yeşil kurdele, Ruh Sağlığı Farkındalığının uluslararası simgesidir. 

Elbette doğanın akıl sağlığını iyileştirmede tek yöntem ve çözüm olduğu söylenemez. Ancak doğayla bağlantı kurmak, insanların akıl sağlığını iyileştirmede önemli bir rol oynayabilir ve kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayabilir.

Karantina süresince doğa, akıl sağlığını desteklemede yaşamsal bir rol oynadı. Ruh Sağlığı Vakfı’nın araştırmasına göre, geçen yaz Birleşik Krallık’taki insanların yarısı doğada olmanın salgının stresiyle baş etmenin tercih edilen bir yolu olduğunu söyledi. Dışarıda yürüyüşe çıkmanın, yeşil alanlarda olmanın akıl sağlığı için yaşamsal önem taşıdığını bildirdi.

Bu haftanın konuşulacak konuları arasında, yaşam biçimleri nedeniyle doğaya ulaşmada zorlanan insanlar da olacak. İnsanların doğaya daha fazla erişimini sağlamak için yeni politika taleplerinin yapılacağı bu haftada, parkları kullanmak için daha güvenli hissettirmeyi ya da sokaklara daha fazla ağaç dikmeyi, daha fazla yeşil alan yaratma konusunda yetkililerden destek istemeyi sayabiliriz.

Bu haftanın iki önemli amacı var: Birincisi, daha fazla insanı doğayla yeni yollarla bağlantı kurmaya isteklendirmek ve bu bağlantının zihinsel sağlık üzerindeki etkisini fark etmek. İkincisi, her düzeydeki karar alıcıları doğaya erişimin ve niteliğinin çevresel olduğu kadar ruh sağlığı ve sosyal adalet sorunu olduğuna ikna etmek.

2021 yılı doğa için büyük bir yıl olacak. İngiltere Parlamentosu’ndan gelecek nesiller için doğal dünyayı şekillendirecek yeni bir çevre yasası geçecek. Birleşik Krallık, daha yeşil bir gelecek yaratmanın temel bir öncelik olacağı tarihi bir Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na Kasım ayında Glasgow’da ev sahipliği yapacak.

Bu hafta, beden sağlığımız kadar ruh sağlığımızı da düşünmemiz konusunda, dünyada ne kadar önemli ve üzerinde durulan bir konu olduğunu sizlere anlatabilmem açısından benim için bir fırsat oldu. Covid-19 salgını bedenimiz ve bağışıklığımızı güçlendirecek besinleri tüketmemiz için bir farkındalık yarattı. Oysa temel önceliğimiz, bütünsel sağlığımızı -beden, zihin ve ruh üçlemesini- ele alarak iyi bir yaşam yaratmak olmalıdır.

Doğa Bizi Nasıl İyileştirir

“Doğayı yaşamak” bizi iyileştirir. Doğada bulunan canlıların titreşimleri bedenlerimize  dokunduğunda, bunu anında karşılarız. Enerjimiz yükselir, farkındalığımız artar. Bu, bedenimizdeki enerji düzenleyici sistem olan “çakralar” yoluyla yapılır. 

Doğa, çakraların temizlenmesi, uyumlu hale getirilmesi ve canlandırılması için sayısız fırsat sunar. Güzel manzaralar, sular, hayvanlar, bitkiler ve çiçekler çakralarımızı güçlendirir ve destekler. Gezegenimizin güzelliği, bu çakraların kararlı hale getirilmesine yardım eder. 

Işık ve renkle sürekli değişen gökyüzünün, çakralarımız üzerinde genişletici ve yükseltici bir etkisi vardır. Onların işlevlerini geliştirir. Gökyüzünün ve yeryüzünün güzelliği, özel titreşimleriyle kalp çakrasındaki sevgide birleşir.

Doğayı yaşadığınızda bunu iç huzuru, açıklık ve cömertlikle yapın. Bu sizi, iyileştirici, genişletici ve destekleyici tüm etkilere açacaktır. Özel bir doğa deneyiminin etkisinin farkına vardığınızda, dikkatinizi ona yöneltin ve içinizde uyanan duygulara teslim olun. Çünkü, doğanın söz konusu çakra üzerindeki saflaştırıcı ve canlandırıcı etkisi bu şekilde ortaya çıkar.

Doğanın her yerinde merak edilecek bir şey var.

Aristo

Doğanın stres zamanlarında destekleyici etkisinin yanı sıra yaratıcılığımızı, empatimizi ve merak duygumuzu da artırma konusunda eşsiz bir yeteneği vardır. 

Asıl önemli olan, yalnızca doğada olmak değil, kendimizi nasıl açtığımız ve doğayla nasıl etkileşim kurduğumuzdur.

Doğaya ulaşamıyorsak bu ona ulaşamayacağımız anlamına gelmiyor. Evimizde yetiştirdiğimiz bitkiler ve evcil hayvanlar da bizim doğaya ve özümüze ulaşmamızı sağlar. Elbette aromaterapiyi de buna ekleyebilirim. Doğanın özünden gelen bu doğal kokuları, doğayla kucaklaşmak için kullanmanız hayatınızda büyük değişiklik yaratacaktır. Yeter ki onlara sevgiyle ve şefkatle kucak açalım.

Dipnot: Bu yazıyı -ve diğer yazılarımı- yazarken kendimi esansiyel yağların muhteşem gücüne bırakıyorum. Bana ilham kaynağı oluyor, daha yaratıcı olmamı sağlıyorlar. 

Sonsöz

AA

Covid-19 salgını ülkemizde ilk görüldüğünde -2020 yılı Mart ayında- evlere kapandığımız dönemde gördüğümüz bu manzara bizi çok etkilemişti. İşte o zaman doğaya ne kadar zarar verdiğimizi anladık. Belli ki insanoğlu, bir salgın olacağını ve ona -doğaya- sığınacağını aklının ucundan bile geçirmemişti. Bu fotoğraf, ekonomik çıkarlarımız uğruna yok ettiğimiz doğanın, bize paradan ve mülkten daha gerekli olduğunu çok iyi anlatmıştı. 

Doğayı korumak kendimizi korumak demektir. Bireysel olarak atacağımız her adım bizi doğaya ve sevgiye yaklaştıracaktır. Bu aynı zamanda bizi kendimize de yaklaştıracaktır. Fırsat bulduğunuz her an doğayı dinleyin. Daha önce duymadığınız sesleri duyacaksınız ve çok şaşıracaksınız. 

Sevgiyle ve farkındalıkla kalın.

#ConnectWithNature

#MentalHealthAwarenessWeek

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: