Yaşamla Bağ Kurmayan Öğrenme Gerçek Öğrenme midir?

Öğrenme, yaşam boyu süren deneyimsel bir gelişim yolculuğudur. Uygulama, ancak öğrenme yolculuğuna dönüştüğünde gerçek öğrenme olabilir.

Yaşamla bağ kurmayan hiçbir öğrenme, gerçek anlamda öğrenme değildir.  İlkokulda matematiği neden sevemediğimi; ancak yıllar sonra fark ettim: Çünkü yaşamla bağ kurmayan bilgi zihinde hep yabancı kalıyor.

Örneğin, havuz problemleri…

Düşünsenize, iki musluk havuzu doldurmaya çalışıyor, bir diğer musluk aynı anda boşaltıyor. Bu işlem ne kadar sürer, doğru yanıt verirsen aferin alıyorsun.

Belki de bunu kendime açıklayamıyordum. “Bir havuzu doldururken neden aynı anda boşaltalım ki?” diyememiş, içten içe bu düşüncenin kuşatması altında sıkılmış olabilirim. Bir yandan suyun boşa harcanmaması gerektiği öğretilirken -ki henüz iklim krizi, kaynak tüketimi gibi kavramlar gündemde bile değildi- bilim öğrenmek için doldurduğumuz havuzu boşaltmak bana yaman bir çelişki gibi gelmiş olabilir.

Aynı şekilde, farklı şehirlerden hareket eden iki arabanın kaç saat sonra istenilen noktaya varacağını bilince karşılığı yıldızlı pekiyi oluyordu. İstanbul’da oturan ve Ankara’daki arkadaşını arayıp “Hemen arabaya atlayıp yola çıkıyoruz, bakalım önce hangimiz Bolu Tüneli’ne varacak?” diyen birini henüz görmedim.

Gerçeklikten kopmadan, yaşamla bağ kurarak da bize matematiği -ya da öğretmek istedikleri her ne ise- öğretemezler miydi?

Yaşantıya Dönüşmeyen Bilgi Öğrenme Yaratmaz

Bir şeyin bütünüyle kavranabilmesi, insan varlığının derinliklerine dokunması ve özümseyişe bağlıdır. Böylece bunlar söz, koşullanma, bilgi ya da zorunluluk olmaktan çıkar, içselliğe dönüşür, bizim parçamız olur.

Bir bilgi, kavram ya da düşünceyi insan yaşantıyla destekleyip kendi içinde doğrulamadığı sürece bütünüyle özümseyemez. İçselleştiremeğimiz hiçbir şey bizimle ilgili değildir. Dolayısıyla biliyorum, öğreniyorum dediğimizde bunun yaşamda bir karşılığı olması gerekir.

Yaşantıyla doğrulamadığımız, yaşantıyı dönüştüremediğimiz bilginin bize bir yararı olmayacaktır.

İnsan, bilgiyle donanabilir ancak duygusal zekâsı gelişmemişse, sezgisel kavrayışı eksikse, o bilgi yaşamda bir karşılık bulamaz. İnsanın bilgi ve kavramlarla kuşatılan zihin yapısını aşarak derinlere inmesiyle dönüşüm kendiliğinden gerçekleşir. Bu yüzden deneyimsel öğrenme yalnızca bilgi vermek değil, yaşamla bağ kurarak içselleştirmeyi sağlayan bir yoldur.

Uygulamıyorsan Öğrenmiş Sayılmazsın

Bir konuda eğitim almak, seminer ve atölye çalışmalarına katılmak, kitap okumak kişisel gelişim için iyi bir yatırım olabilir. Bunun kârlı bir yatırıma dönüşmesi için yapmamız gereken bir şey var: Uygulamak.

Bir gün, ekibimde çalışan biri şöyle demişti: “Kişisel gelişim eğitimlerine katıldıktan sonra sırtıma çantamı alıp gitmek istiyorum.” Bu duyguyu hisseden çok kişi vardır, eminim.

O, çantasını alıp gitmedi. Gitmesi de gerekmiyordu. Yine de o eğitimlerin çıktılarını yaşamının her alanında uygulayabilirdi.

Uygulama olmadan bilginin bir değeri yoktur. Uygulanmayan bilgi, yalnızca zihinsel bir birikimdir. Uygulama olmadan öğrenmiş olmayız. Bildiklerimizi uyguladığımızda gelişiriz, dönüşürüz.

Sonsöz

Bir Zen ustasına öğrencisi sormuş: “Zen’e nereden girebilirim? Bir yol gösterebilir misin?” Usta yanıtlamış: “Şu uzaktan akan derenin sesini duyuyor musun? Oradan Zen’e girebilirsin.”

Başka bir Zen ustasına, “Zen nedir?” diye sormuşlar. “Günlük yaşantınızdır. Her günkü düşüncelerinizdir.” diye yanıtlamış.

Derenin akışını ve sesini içinizde duymuyorsanız yolu bulamazsınız. Havuzu doldururken aynı anda boşaltmanın yaşamın doğal akışına aykırı olduğunu hissediyorsanız, sizin için bu bilginin anlamı olmayacaktır.

Öğrenme, yaşam boyu süren deneyimsel bir gelişim yolculuğudur. Uygulama, ancak öğrenme yolculuğuna dönüştüğünde gerçek öğrenme olabilir.


Daha çok farkındalık ve esenlik yaymak için bu yazıyı paylaşın:



Elçin Oltulu Şahin

– İyi Hissedenler Kulübü

Diğer düşünce bükücülerin düşüncelerini esnetmesine (ve daha iyi hissetmesine) yardımcı olan ücretsiz bültene katılın.


Dağınık Zihnini Topla

– Başlangıç Kiti

Zihnini toparlamak ve düşünsel esnekliğin ilk adımlarını atmak isteyen herkes için uygulamalar ve yönlendirmeler içerir.

“Nasıl düşündüğünü” görmek için bir başlangıç.

Bu başlangıç kiti, sizi yeni biri yapmaz. Ancak kim olduğunuzu açıkça görmeye başlarsınız. Zihninizdeki gürültünün farkına vardıkça, neyi neden yaptığınızı anlama kapasiteniz güçlenir ve içsel bir duruluk doğar.

  • Zihninizdeki dağınıklığı sadeleştirirsiniz.
  • “İyi hissetmeyi engelleyen kalıpları” açıkça görürsünüz.
  • Karar verme, problem çözme ve yaratıcı düşünme alanı açılır.
  • Günlük yaşamda sürdürülebilir, sonuç odaklı bir pratik kazanırsınız.

Üstelik ücretsiz.


Yorumlar

Yorumunuzu paylaşın

Elçin Oltulu Şahin

- İyi Hissedenler Kulübü

Diğer düşünce bükücülerin düşüncelerini esnetmesine (ve daha iyi hissetmesine) yardımcı olan ücretsiz bültene katılın.

Okumaya devam et