Her Zaman Yeni Başlayan İnsanın Zihni Başlangıç Zihnidir

Her Zaman Yeni Başlayan İnsanın Zihni Başlangıç Zihnidir

İyi Hissedenler Kulübü’nde bu kez sizi doğu felsefesinin derinliklerine götürmek istiyorum. Belki de ilk kez bu kapıyı gerçek anlamda açıyorum. Çoğu zaman gizemli bir döneme ait bir efsaneymiş gibi aktarılan yüzeysel anlatımların ötesinde sizi gerçeğe -konunun “özü”ne- dokunmaya çağrıyorum. 

Derinlemesine bakmadığımız hiçbir şeyin gerçek doğasını göremeyiz. Gördüğümüz şey yalnızca bir yanılsamadır. Derinlemesine görmediğimiz hiçbir şeyi gerçek ya da doğru diye nitelendiremeyiz. Yanılsamalarla dolu bir yaşamda yanlı ve ön yargılı düşünme vardır. Gerçekte, doğu felsefesinin temelinde yatan tam da budur. 

Shunryu Suzuki, felsefeyi doğduğu yerden batıya taşıyan önemli ustalardan yalnızca biri. Bir Zen ustası. Diğer tüm ustalar gibi Suzuki de, Budizmi insanların ruhsal rehber olarak kullanmasını sağlamak için çalışmıştır. Suzuki, San Francisco’da Bir Zen Merkezi, buraya bağlı olarak da Tassajara’da bir tapınak kurmuştur. Bunlara ek olarak bir de Zen’i batılılara anlatma çabası ile yazdığı “Zen Zihni, Başlangıç Zihnidir.” isimli kitabını bırakmıştır. 

Suzuki’nin batının akılcı, kavramcı anlayışına karşı, felsefenin yaşama ve şeylere kavramlar, sözcükler gibi kalıplar olmadan doğrudan ve yansız bakış açısını sunmaya çalıştığı bu eser, konusunda öncü niteliğinde.

Kitabın ya da felsefenin bütününü bir makalede anlatmak kuşkusuz zor olacak. Bu makaleyi başlangıç zihnine giriş makalesi olarak oluşturdum. Günümüz koşullarında en çok tartışılan, insanların peşinden koştuğu, tutunduğu bazı düşünce ve davranış kalıplarının üzerinde duracağım. 

Zen çalışması ya da asıl öğretinin diğer kollarının yapmaya çalıştığı; size uygulama yoluyla günlük hayatınızda yer verebileceğiniz, yaşam biçiminizi iyileştirmenizi sağlamak amacıyla bir bakış açısı oluşturmak. Kuşkusuz bu sürekliliği olan bir biçimde olmalıdır, yoksa o uygulama doğru uygulama olmaz.

Zen Zihni Başlangıç Zihnidir

Zen Zihni, sizi sözcüklerin ötesine ulaştırmak, kendinizi fark etmek, kendi zihninizin ve varlığınızın ne olduğunu merak etmenizi sağlamak amacıyla Zen ustaları tarafından kullanılan bilmecemsi sözcüklerden bir tanesidir. 

Suzuki’nin ölümünden sonra yerine geçen Usta Richard Baker, Zen zihnini böyle açıklıyor. Zen eğitiminin amacı, meraklandırmak ve kendi doğamızın en derin ifadesi ile bu merakı yanıtlamak.

Zen zihninin çalışması, başlangıç zihnidir.

Bu zihin her şeyi olduğu gibi görebilecek, adım adım ve birden bire her şeyin özünü -doğasını- fark edebilecek bir zihindir. Bu zihin bir işe yeni başlayan birinin zihnidir. Bir ustanın alışkanlıklarından özgürdür. Her şeyden kuşku duymaya, olasılıkları değerlendirmeye açıktır. 

Shoshin, “Bir şeye yeni başlayan bir insanın zihni, başlangıç zihni.” anlamına gelir. Çalışmanın amacı, her zaman başlangıç zihnini korumaktır. Bir kitabı bir kez okuduğunuzda size zevkli ve heyecan verici gelecektir. İki, üç, dört ya da daha fazla sayıda okuduğunuzda ilk baştaki tutumunuzu yitirebilirsiniz. İlk başlarda başlangıç zihninizi korursunuz. İlerleme sağlasanız da sonrasında özgün zihnin sınırsızlığını kaybedebilirsiniz.

Başlangıç Zihni Kaligrafi
Shunryu Suzuki tarafından çizilen “Başlangıç Zihni” Kaligrafisi

Özgün zihin, kendi kendine yeten zihindir. Bu düzey korunmalı ki, boş ve hazır bir zihin olarak her zaman her şey için hazır ve her şeye karşı açık olsun. 

Bir işe yeni başlayan bir insanın zihninde birçok olasılık vardır. Bir ustanın zihninde ise yalnızca birkaç tane.

Özgün zihin, ayrımcı değildir, her şeyi kapsar. Ayrımcılık kişiyi kısıtlar. Aşırı istekli ve hırslı olmak, kendi kendine yeten özgün zihni yitirmek demektir. Kendi kurallarınızı -yalan söylememek, ahlaklı olmak, çalmamak vb.- yitirirsiniz. Özgün zihninizi korursanız, kurallar da kendini korur.

Başlangıç zihninde, “Başardım.” diye bir şey yoktur. Benmerkezci düşünceler engin bir deniz gibi olan zihni kısıtlar. Ben duygusu ortada yoksa, başlangıç noktasındayız demektir. Böylece bir şeyler öğrenebiliriz.

Başlangıç zihninde sevecenlik vardır. Zihnimiz sevecen olduğunda sınırsızdır. Bu zihni koruduğumuzda dürüst ve sevgi dolu bir yaşam sürebiliriz.

Her zaman yeni başlayan birisi olmak, başlangıç zihninin sırrıdır.

Başarıdan Başarının Yokluğuna İlerlemek

Eğer çalışmanız iyiyse ondan gurur duymaya başlarsınız. Fakat bu gurur fazladan eklenmiş bir şeydir. Yaptığınız şey iyidir; ama ona fazladan bir şeyler eklenmiştir. Doğru çaba, fazladan eklenmiş şeylerden kurtulmak demektir.

Bir şeyi yapmak istediğimizde genellikle onu başarma isteği ile yola çıkarız. Eylemlerimizin sonucu olsun isteriz. Sonuca odaklanma çabası ile eyleme yeni ve fazladan bir şeyler ekliyorsak bu doğru çaba değildir.

Bir şeyi başarının yokluğu ruhu ile yaparsınız, yaptığınız şeyin içinde iyi bir nitelik olur. Bu nedenle bir şeyi özel bir çaba göstermeden yapmak yeterlidir. Bir şeyler başarmak için özel bir çaba gösterdiğimizde onun içine fazladan bir şeyler ekleriz. Fazladan bir şeyler eklendiğinde, o şey saflığını yitirir. İşin ya da çalışmanın niteliği değişir, başka bir şey olur. 

Doğru çaba, üzerine başarı, kazanç, gurur gibi eklemeler yapılmayan saflıktadır.

Gerçek Mükemmellik Kusurluluk Demektir

Tek başına meditasyona oturmanız bir şey ifade etmez. Onu en kusursuz şekliyle uygulamaya çalışmanız da. Size mükemmeliyetçilik çabası içinde olmadan çalışmayı öğretir. Her şey doğal akışında olmalıdır. Zorlamayla yapılan bir çalışma olmamalıdır. Zen ruhunda, gösterişsiz güzellik vardır (Shibumi.) Gerçek mükemmellik, kusurluluk demektir. Bu yolda kendi kendinizi eğitirsiniz.

Zen kaligrafisi, bu doğal çabaya güzel bir örnektir. Tıpkı yeni başlayan bir insan gibi basit ve son derece doğrudan bir yolla yazmak, başarılı olmak ya da güzel bir şeyler yapmaya çalışmak değil, sanki yaptığınız şeyi yeni keşfediyormuşsunuz gibi tüm ruhunuzla yazmaktır. O zaman tüm doğanız yazınıza akacaktır. Bu her an yapılan çalışmanın yoludur. 

Enso, mutlak aydınlanmayı, gücü, zarafeti, evreni ve boşluğu sembolize eder. Çember açık olursa; daire eksiktir, hareket ve gelişmenin yanı sıra her şeyin mükemmelliğine izin verir. Zen uygulayıcıları bu düşünceyi, kusurluluğun güzelliği olan wabi-sabi ile ilişkilendirir. 

Genellikle, bir kişi Enso’yu tek bir akıcı, etkileyici vuruşla çizer. Japon kaligrafisinin sosho (el yazısı) stiline göre çizildiğinde, fırça darbesi özellikle hızlıdır. Enso çizildiğinde, kimse onu değiştirmez.

Shunryu Suzuki'nin Enso'su
Shunryu Suzuki’nin Enso’su – Kaynak: cuke.com

Richard Baker’a göre Suzuki, Enso çemberini böyle çizdi. Soldan sağa doğru yapılan bu çizim, Enso çemberinin sağdan sola doğru çizileceğine dair kanı nedeniyle tartışma konusu olmuş. Hızlı bir fırça darbesiyle yapılmış, çizenin ruhunu olabildiğince yansıtan, kusursuzluğu aramayan, kusurluluğun güzelliğini ortaya koyan bir çizim.

Sonsöz

Bugün, başlangıç zihninin karşısında başkalarının aklıyla düşünmek var. Doğru çaba yolunda gösterilen çabadan farklı olarak, başkalarının aklıyla düşünmek kolaydır. Peşinden gidilen kişi ya da düşüncenin savunuculuğu yapılır.

Başlangıç zihni, derinlemesine düşünmeyi gerektirir. Soruları ancak derinlemesine düşünen zihinler sorabilir. Tersi, başkalarının aklıyla düşünmektir. Sınırlanmıştır, bu nedenle özgün değildir.

Kuşkusuz, burada anlattıklarım bütünün bir parçası ve bence kalbi. Özgün, sınırsız zihni kazanmadan kendimizi, yaşamımızı iyileştirmek olası değildir. Bugün, beğenilmek, görülmek, başarmak arzusuyla yaşamımızı sürdürüyoruz. 

Aynı anda birden çok şeyi yapmaya çalışanlar…

Başarı hanelerine bir yıldız daha eklemek (!) için kendisini her yerde ve her şeyde olmaya zorlayanlar…

Kendini mükemmelliğe, başarıya ulaştıracak yolu düşünenleri gördükçe, bu yüklerle nereye kadar devam edeceklerini düşünüyorum…

Bu uğurda yaşarken, şunu kaçırıyorsunuz:

“…Trenden gördüğümüz görüntü değişir. Fakat daima aynı ray üzerinde gideriz. Rayın başlangıcı ya da sonu yoktur. Başlangıçsız ve sonsuz bir raydır. Ne bir başlangıç noktası ne de bir amaç vardır. Varılacak herhangi bir yer yoktur. Bizim yolculuğumuz yalnızca rayın üzerinde ilerlemektir. Bu bizim Zen çalışmamızın doğasıdır. 
Fakat demiryolu rayını merak ettiğinizde tehlike ile karşılaşırsınız. Demiryolu rayını göremezsiniz. Eğer raya bakarsanız başınız döner. Yalnızca trenden gördüğünüz manzaranın zevkini çıkarın. Bizim yolumuz budur. Yolcuların rayı merak etmelerine gerek yoktur. Birisi onunla ilgilenir, mesela Buda onunla ilgilenir. Fakat bazen demiryolu rayını tanımlamaya çalışırız. Çünkü bir şeyin hep aynı olup olmayacağını merak ederiz…”

Bir bodhisattva çıkar, size bunları söyler: Güneş batıdan doğsa bile benim tek yolum vardır. O yol, doğamı ve içtenliğimi ortaya koyarak ilerlediğim demiryoludur. Tek bir demiryolu vardır. 

Tersini söyleyen biri varsa son sözüm şudur: Emin misin?


İlginizi çekebilir


Bu makale ile ilgili düşüncelerinizi paylaşmak için yorum yapın!

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: