Hedef Hedefsizlik ve Amaç Üzerine

Hedef Hedefsizlik ve Amaç Üzerine

Benim en büyük hedefim: Hedefsizlik.

Bu açıklamamın anlaşılmaz göründüğünün farkındayım; ancak burada bırakmayacağım ve ne demek istediğimi açıklayacağım.

Kurumsal çalışma hayatındayken her yıl çalışanların hedefleri belirlenirdi. Yıl içinde bu hedefler doğrultusunda çalışılır, yıl sonunda performans değerlendirmesi yapılırdı. Bu sistemli, profesyonel yapının olmazsa olmazı görünen “Hedef odaklı çalışma” yaklaşımı, hedef – performans döngüsü, gerçekte “Âdet yerini bulsun” türünden bir uğraşıydı. Gerçek konu, çalışanların şirketin hedeflerini gerçekleştirmesinden -şirketlerin varlığını sürdürmesinin tek amacı olan kâr etmekten- başka bir şey değildi.

Sonuçta, işiniz yeni şeyler keşfetmek, insanlığın yararına olacak yeni buluşlar olmadığı sürece tek biçim, birbirini yineleyen işler yapıyoruz. Bundan dolayı, her sene bir önceki senenin aynısı kopyala – yapıştır maddelerden oluşan birbirini yineleyen hedefleri, ekibimdeki arkadaşların farklılıklarını gözeterek -kişiye özel- belirlemeye çalışmanın zorluğunu yaşardım. Bir de şu SMART kuralı vardı. Kurala uysun diye uğraştığımız, M’si ve A’sı sıklıkla ihlal edilmeye uygun hedefler olurdu.

Bu alışkanlık bende, kurumsal çalışmayı bıraktıktan sonra bir süre devam etti. İşlerimi belirli olsun, zaman sınırlı olsun şeklinde yapmaya çalıştım. Yapılan işe bu kadar anlam yüklemek, durmadan koşmak, hedefe ulaşınca “Başardım.” demek… Sonunda, kendime “Dur!” diyebildim. Bu yorucu ve yıpratıcı yaşamın bir yerde sonu gelmeliydi.

Artık hedefim: Hedefsizlik. Hedefler yerine amaçlarım var benim.

Hedef ve amaç. Bu iki sözcük, anlamsal olarak eş olsa da uygulamada hedef, kullanım alanı ve biçimi açısından yukarıda belirttiğim “Aşırı” anlam yüklemeleri nedeniyle amaca göre farklılık gösteriyor. O nedenle hedefsizlik, benim amaçlarım.

Hedefsizliğin Ögeleri

Hedefsizlikte ilk amaç; “Kendin Olmak.”

Kendin olmak; herhangi bir yere koşmanıza gerek kalmadan başka bir insana dönüşmeden, olduğunuz gibi olmaktır. Hepimiz, “Olduğumuz gibi güzeliz.” Bu düşünceyi benimsemek bize kendimizi, çevremizi, hayatın içinde ve “Şimdi” yenileyici ve iyileştirici olan her şeyi görebilmemizi ve tat almamızı sağlar. Hayatı olduğu gibi görmek, onun değerini bilmek ve zaten burada olan mutluluğu görmek demektir. Acele etmeye, uğraşmaya, bu kadar çabalamaya gerek yok.

İkinci amaç; “Yalnız Olmak.”

Hayatın içinde varılacak bir yer olmadan yürümenin yeterli olduğuna inanmıyoruz. Uğraşmak, çabalamak ve birbirimizle yarışmak gerektiğini düşünüyoruz. Beş dakika, hiçbir şey düşünmeden kendinizi hedeflerinizden arındırdığınızda, ne kadar mutlu olacağınızı göreceksiniz.

Hedefsizlikte, ulaşılacak bir yer yoktur. 

Bu sizi korkutmasın! Huzur, şimdide ve hedefsizlik düşüncesindedir. Hiçbir şeyin peşinden koşmamız gerekmiyor. Her anın tadını çıkarabiliriz. Başarı uğruna koşturduğumuz birşey yoksa bu, gerçek başarıdır.

Bugünü Bir Amaç İçin Yaşamak

Belli bir amaca ulaşmak için yirmi dört saatimiz olduğunu düşünüyorsak bugün, bir sonuca ulaşmak için bir araç haline gelir.

– Thich Nhat Hanh

En başarılı öğrenci olmaya çalışmak, bütçe hedeflerini tutturmak, satış hedeflerini gerçekleştirmek… Bunların hiçbiri sizin amacınız değil. 

Bütün bunları yaptığımızda başarılı ve mutlu olacağımızı sanırız. Oysa öğrenciyken okul hayatının, çalışırken iş yerindeki arkadaşlarınız ve onlarla geçirdiğiniz zamanın değerini bilmek için hedefleri tutturmayı beklemeye gerek yok. Bütün bunları hayatın bir parçası olarak görerek, ulaşılacak bir yer yok düşüncesiyle yola devam etmeliyiz. İşte bu, hedefsizliğin özüdür.

Aşırı anlam yüklemeden, ulaşılacak yer yok düşüncesiyle hareket edildiğinde, amaç hedeften farklılaşıyor. Bu anlamda amacı, Japonların İkigai’si ile bağdaştırabilirim. İkigai sabah yataktan kalkmak, hayattan tat alma nedeni olarak düşünülür. İkigai’si olan kişi, koşullar ne olursa olsun kendi hayatının değerini bilir, hisseder. 

Kaygı, korku, acı. Dünya üzerinde bu olumsuzluklara kapılmamız için onlarca neden var. Bu duygular ve düşünceler içinde boğulmaya başladığımızda, olumsuzluklar hayatımızı yönetmeye başlar. Böylelikle hiçbir sorunu çözemez, çaresizlik içinde bir yaşam sürmeye başlarız. Ve kendimiz başta olmak üzere kimseye yararlı olamayız.

Bir şeyler istediğimiz gibi olmayabilir. Yine de elimizden geleni yaptığımızı ve böyle yapmayı sürdüreceğimizi bilerek mutluluğumuzu kalıcı duruma getirebiliriz. Nasıl nefes alacağımızı, nasıl gülümseyeceğimizi ve hayatımızın her anını nasıl derinlemesine yaşayacağımızı bilmiyorsak kimseye yardımcı olamayız.

Usta Thich Nhat Hanh’ın şu sözü, bunu gerçekleştirmemizi sağlaması için bir doğrulama sözü olarak kullanılabilir:

Ben şu an mutluyum. 

Başka bir şey istemiyorum. 

İlave bir mutluluk ya da beraberinde daha çok mutluluk getirecek bir koşul beklemiyorum.

Sonsöz

Kendinize sorun; 

Beni mutlu etmesi için neyi bekliyorum? 

Neden şu an mutlu değilim?

Bugünü araç olarak değil, amaç için yaşamalıyız. Bunu yapabildiğimiz sürece mutlu, huzurlu ve amaçlı bir hayatımız olur. 

Sözü çalışma hayatından açmışken, şirketlere bir sözüm şu olsun:

Hedef odaklı çalışma yerine amaç odaklı çalışmaya geçmekten çekinmeyin! 

Emin olun, çalışanlara amaçlarını gerçekleştirebilecekleri çalışma ortamı sağlandığında -onlar- mutlu çalışanlar olarak şirketinize değer katacak ve istediğiniz kâr doğal olarak gelecektir. Mutlu çalışanların olduğu şirketlerde çalışan bağlılığı kendiliğinden oluşacaktır. 

Bir de bunu deneyin.


İlginizi çekebilir


Bu makale ile ilgili düşüncelerinizi paylaşmak için yorum yapın!

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: