İster bir yönetici, ekip üyesi, girişimci ya da öğrenci olun; yaratıcı düşünme artık yalnızca iş yaşamının değil, yaşamın her alanında ihtiyaç duyulan bir beceri olarak öne çıkıyor. Ancak yaratıcı düşünmenin geliştirilmesi gereken bir beceri olarak tanımlanması konusunda bazı itirazlarım var.
Yaratıcı ve yenilikçi düşünmenin bazı kişilere verilen özel bir yetenek olduğu yaygın bir yanılgı. Üstelik bu düşünceye bir de “geliştirilmesi gereken bir beceri” vurgusu eklenince bu konudaki çelişkileri daha da pekiştiriyor.
Bir kere, kullanımı sınırlanmış yaratıcılığımızı yapay zekânın elimizden alacağı düşüncesi bile onun özel bir yetenek olduğu savını çürütüyor.
Çocukluk yıllarını düşünün. Zihinlerimiz henüz tertemiz bir sayfa iken ne özgün düşüncelerimiz vardı da büyüklerimizin ve toplumun bakış açısı ve kuralları ile örtüşmediğinde hemen ayıp, saçma, yasak tanımlarının engeline takılırdı. Bir çocuğun hayal gücünün enginliği böyle böyle kısıtlanarak daraltılıyordu. O çocukluk hâli -o doğal, içten ve yalın zihinsel duruş- gerçek yaratıcılığın ta kendisiydi.
Bugün ise yaratıcı ol, yenilikçi düşün diyerek bunun bir beceri olarak geliştirilmesinin karşısında beceriksiz olma kaygısıyla büyüyen karmaşa söz konusu. Yaratıcılık da tıpkı diğer pek çok kavram gibi bir dayatma olmamalı. Yaratıcı ve özgün düşünce yepyeni bir dünya kurmak için gerekli ve bunu “doğal olarak” ortaya çıkarmanın “Yol”u var.
Yaratıcı olmanın amacı yaratıcı görünmek için değil sıkıştığınız durumda çıkış yolu bulmaktır. Engeller koyduğumuz o zihnimizi en yaratıcı ve duru biçimine geri döndürebildiğimizde çözüm kendiliğinden belirmeye başlar.
Bu yazımda; karar almakta zorlananlara, yaratıcı düşüncelerin hep dışarıdan geleceğine inananlara, “yeni fikir bulamıyorum” değil “farklı bakamıyorum” diyenlere, tükenmiş ancak üretmesi gerekenlere sesleniyorum.
Laozi’nin yüzyıllar öncesinden gelen önemli yapıtı Tao Te Ching’in 4 temel öğretisinin rehberliğinde yaratıcı düşünme süreçlerinin doğal akışına birlikte yöneleceğiz.
Başlıklar
Tao Te Ching: Kendiliğindenliğe Açılan Yol
Tao Te Ching, klasik Çin düşüncesinin en bilge ve şiirsel yapıtlarından biri olarak Laozi’ye atfedilir. Laozi, hem “yaşlı usta” hem de “yaşlı çocuk” anlamına gelmektedir. Tao Te Ching, siyasal yönüyle öne çıksa da yaşamın özü üzerine daha evrensel ve temel konulara da dokunur.
Tao; “yol”, “öğreti” anlamına gelse de yapıtta kimi zaman evrenin işleyişini belirleyen dinamik bir düzeni anlatmak için de kullanılır. Te ise hem “erdem” hem de “iktidar” ya da “güç” gibi anlamları içinde barındırır.
Yapıtın ana temalarından biri kendiliğindenlik ve doğallıktır.
Tao Te Ching’in en çarpıcı yönlerinden biri, insanı evrenin merkezine yerleştirmemesidir. Doğa, insanın hizmetinde bir varlık değil, insanla birlikte tüm canlılara eşit uzaklıkta duran tarafsız bir güç olarak betimlenir. Bu anlayış, Tao Te Ching’in temel ilkesi olan kendiliğindenlik (ziran) kavramına dayanır.
Tao kavramı bu bağlamda çift anlamlı kullanılır: Bir yandan yol gösterici bir öğretiyi ya da doktrini anlatırken, öte yandan doğanın zorlamasız ve kendiliğinden süregelen devimsel sürecini simgeler. Bu ikili anlam, doğayla uyum içinde yaşamayı benimseyen bilge kişinin davranışında buluşur. O kişi, doğanın yasaları gibi kendiliğinden hareket eder, olayları yönlendirmek yerine onların akışına uyum sağlar, yaşamla uyum içinde kalır.
Benzer biçimde Te yani erdem alışılmış ahlaki anlamından uzaklaşarak, Tao Te Ching’de doğallık ve kendiliğindenlik ile tanımlanır. Bu erdem, insanın kurallar yerine iç sesini dinleyerek, yaşamı daha uyumlu ve kendiliğinden yaşayabilmesini anlatır.
Günümüzde yaratıcı düşünme, değerli ve vazgeçilmez bir beceri olarak neredeyse bir zorunluluk durumuna gelmişken, Tao Te Ching’in kendiliğindenliği baz alan yaklaşımı bu süreçte etkili bir yöntem sunabilir.
Şimdi, Taoculuğun temel kavramları aracılığıyla yaratıcı düşünmenin doğal ve çabasız akışını daha yakından keşfedelim.
Wu Wei – Yapmadan Yapmak
Wu wei, “eylemsizlik” ya da “hiçbir şey yapmamak” anlamı taşımaktadır. Tao Te Ching‘te bu sözcük, önceden planlamadan, kendiliğinden sonuca ulaşmak anlamında kullanılmıştır.
Wu Wei’nin “doğa ile uyum içinde eylemsizlik” anlamı, tümüyle durağanlık anlamında değil; tersine doğal bir şekilde, akışa uyum sağlayarak hareket etmektir.
Birey, içsel zorlamalar ve düşünsel engellemelerden uzak kalarak, olayların kendi akışına bıraktığı şekilde davranır. Bu, dirençsiz bir eylem durumudur ve sürekli çaba harcamayı gerektirmez.
Dünyanın en yumuşak varlığı,
– Tao Te Ching XLIII
En katı olanı ezip geçer.*
Mevcudiyeti olmayan,
Aralığı olmayan yerden geçer.
İşte böyle biliyorum,
Yapmadan yapmanın faydalarını.
* Suyun kayaları şekillendirmesi.
Taoculuk; çocukların o içinden geldiği gibi doğal, o kendiliğinden, zorlamasız yaklaşım yeteneğini, zihnin engellemeleri olmadan davranma gücünü yeniden kazandırmanın ve geliştirmenin yollarını öğretmeye çalışır.
Zihnin bu yeteneği geliştiğinde düşüncelerimize esneklik ve doğallık katacaktır. Zihnin derin bakış yeteneği, onun belli bir noktada takılı kalmadan bütüne yönelik bir anlayışla her şeyin birbiriyle ilişkisini, görünür ya da görünmez bağlarını kavrayarak (karşılıklı bağımlılık / bağlı-varoluş) bağımsızlaşma ve özgürlüğü kazanma yolunu bulmuş olacağız.
Yazarın notu: Karşılıklı bağımlılık / bağlı-varoluş üzerine derinleşmek için bakınız: İnsan Kendini nasıl Tanır?
Bir doğrunun eğilerek daireyi oluşturması gibi, esneklik bakın Tao Te Ching’de nasıl anlatılıyor:
Eskilerin “Yalnız eğilerek bütün olabilirsin,” sözü ne doğru,
Gerçekten de seni bütüne götüren budur.
– Tao Te Ching XXII

Wu Hsin – Zihnin Yokluğundaki Farkındalık
Wu Hsin, “zihnin yokluğu” anlamına gelir.
Tao Te Ching‘de Wu Hsin terimi doğrudan geçmese de Wu Wei (yapmadan yapmak) ve zihinsizlik gibi kavramlarla paralel olarak kullanılır. Wu Wei, bir şeyin doğal akışına müdahale etmeme durumu; Wu Hsinise zihnin bu akışa müdahale etmemesi, düşüncelerin ve zihinsel engellerin yokluğu anlamına gelir. Bunlar birbirini bütünleyen kavramlardır.
Wu Hsin, zihinsel bir durumu yani müdahale etmeyen, düşüncelerden arınmış bir farkındalık durumunu anlatır. Bu, zihnin ortadan kalkması değil; zihnin sessizleşmesi, araya girmemesi ve sezgisel işleyişe alan tanımasıdır. Bu durumda kişi yalnızca düşünce üretmez, aynı zamanda düşüncenin ötesini görmeye başlar. Tao‘ya (Yola) uyum sağlaması anlamına gelir.
Bireyin düşüncelerinden arınması ve kendiliğinden akışa geçmesi Wu Wei ilkesinin bir uzantısıdır. Kişi, sürekli düşünceleriyle zorlamadan, doğallığına uygun bir biçimde yaşar. Wu Hsin bir anlamda, bütünsel bir farkındalık ve kendiliğindenlik durumudur; bir şeyin olduğu gibi olmasına müdahale etmemekle ilgilidir.
Zihnin engellerden arınması -bilinçli zihnin yok edilmesi- gerçek dışı bir yaklaşım gibi gelebilir. Burada amaç zihni daha alıcı duruma getirmek, zihnin tümünün birden daha doğal, daha uyumlu biçimde çalışmasını sağlamak, bilinçli zihnin olumsuz etkisini yok etmektir.
Zihin arınmış durumdayken düşünceler, kaygılar ve duygusal yükler yok olur. Birey, zihinsel olarak boşaldığında ve gerçekten doğallığa ulaşabildiğinde, Wu Wei gerçekleştirebilir. Bu da doğanın kendiliğinden akışına uyum sağlamaya yardımcı olur.
Yazarın notu: Zihninizi sürekli bir çabayla, zorlayarak denetlemeye çalıştığınız durumları bir düşünün. Böyle anlarda gerçekten özgürleşiyor musunuz, yoksa bu çaba sizi daha çok sıkışmış, daha yorgun ve huzursuz hissettiren bir savaşa mı dönüşüyor?
Bazı şeyleri seçmeden her şeye birden bakıp herşeyi birden görmek… Zihnin yokluğu deyimiyle (wu hsin) gerçekte zihnin tümünü içine alan daha üstün bir zihinsel işlerlik anlatılmak isteniyor.
Zihnin böyle zorlama olmadan doğal olarak düşüncesiz, düşünce ötesine geçen durumu algıların daha öz, daha keskin bir farkındalıkla duyarlı olmasını sağlıyor.
Ziran – Kendiliğindenlik
Ziran, şeylerin kendi doğasına uygun şekilde, müdahalesiz, zorlamasız, kendiliğinden bir biçimde var olmasını anlatır. Bu, doğaya dönmekten öte, doğallığın özüyle bir olmaktır.
Ziran, varlıkların doğasına uygun davranmaları ile ilgilidir. Bu, bir şeyin ya da bir kişinin doğasına uygun davranması anlamına gelir, doğal akışa uyum sağlamayı anlatır. Bir şeyin olduğu gibi olma durumu, bireyin özündeki doğal potansiyelinin dışsal etkenler olmadan doğal olarak gelişmesidir.
Zihni zorlamadan, onu kendi başına bıraktığımızda sezgi yeteneği ortaya çıkar. Zihnimiz doğal olarak (ziran) daha iyi çalışıp karmaşık sorunları daha doğru olarak kavrar. Taoculuğun başlıca ilkesi, zihnin bu doğal çalışma biçimiyle somut, sözcüklere sığdırılması olanaksız gerçeği, yaşamın özünü, akışını kavramaktır.
Zihin, müdahale edilmeden çalıştığında daha berrak, daha sezgisel işler. Karmaşık sorunları daha bütünsel biçimde kavrar. Yaratıcılık, zihnin doğal düzenine saygı gösterdiğimizde kendiliğinden gelişir.
Varlıklar ki:
– Tao Te Ching XXV
Kaosun içinde oluşmuş,
Gökten ve yerden önce hayat bulmuşlardır.
Bu nasıl bir ıssızlık ve tenhalık,
Tek başına kımıldamadan durur, değişmez.
Göğün ve yerin anası olması mümkündür.
Adını bilmem,
Ona Yol denir.
Onu adlandırmak zorunda olsaydım,
Ona “Ululuk” derdim.
“Ululuk”, “yola çıkmak” demektir.
“Yola çıkmak”, “uzaklık” demektir.
“Uzaklık”, “esasa dönüş” demektir.
Yol uludur.
Gök uludur.
Yer uludur.
Hükümdar uludur.
Bu diyarda dört ulu vardır.
Ve hükümdar bunların birlik oldukları yerdedir.
İnsan toprağın kanununa riayet eder.
Toprak göğün kanununa riayet eder.
Gök Yol’un kanununa riayet eder.
Yol da kendiliğindenliğin kanununa riayet eder.
Ziran, Wu Wei ve Wu Hsin ile derinden bağlantılıdır. Birey, zihninden arındığında ve doğal akışa müdahale etmediğinde (wu Wei), zihinsel sessizlik (wu Hsin) ve kendiliğinden hareket (ziran) birlikte çalıştığında, yaratıcı düşüncenin önündeki engeller ortadan kalkar.
Te – Zihnin Doğallığında Yetişen Erdem
Ahlâk ve ahlâklı olmanın getirdiği güçle ilişkilendirilen Te (erdem) sözcüğü Tao Te Ching’de kavram olarak yeni bir yere oturtulmuş, ahlâki değerler yerine kendiliğindenlik ve yalınlıkla ilişkilendirilmiştir.
Taoculuğun temelinde, zihinsel işlerliğin yalnızca bilinçli düşünce ve benlikte olmadığı görüşü vardır. İnsan zihnini zorlamaz, kendi haline bırakırsa, zihin de, doğal bütünlüğünü, doğal gücünü kullanabilme olanağını kazanır.
Zihnin böylece kazandığı erdem –te-, kişinin zihninin boşalması, müdahale etmeden eyleme geçmesi ve doğal akışa uyum sağlaması sonucunda ortaya çıkar. Bu, özgün ve doğa ile uyum içinde bir erdemin kazanılmasıdır.
Te’yi; kendiliğinden, zorlamasız beceri, yaratıcılık yeteneği ile ilişkilendirmek yanlış olmaz. Düşüncelerin işin içine girmediği zihnin bu doğallığı -yokluğu-, kendi kendine çalışma düzeni yaratıcılığın güçlenmesini ve sonuç olarak özgün ve yenilikçi düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlar.
Kırkayak oldukça mutluydu,
Bir kurbağa sordu: “Hangi bacak hangisinden sonra gider?”
Zihni karıştı o anda,
Ve bir hendekte kalakaldı,
Düşünmekten nasıl yürüyeceğini.
– The Centipede’s Dilemma, Katherine Craster (1871)
Kırkayak hangi ayağını önce attığını düşünmüyor, zihnini hiç yormadan belirli bir düzen içinde yürüyor. Kırk ayağından hangisini önce kullandığını düşünmeye başladığında bir çıkmaza giriyor, düşünceleri arasında sıkışıp kalıyor.
Bir tohum için de aynısını söyleyebiliriz…

Yol onları doğurur.
– Tao Te Ching LI
Erdem onları besler.
Varlıklara şekil verilir.
Eşyalar tamamına erdirilir.
Bu yüzdendir ki:
Binbir şey Yol’a hürmet, Erdem’e itibar eder.
Yol’a hürmet, Erdem’e itibar gösterirken,
Hiçbiri bunun için rütbe verilip ödüllendirilmez.
Bu daima kendiliğinden olur.
Yol onları:
Doğurur ve besler.
Büyütür ve yetiştirir.
Onları tamamına erdirir ve olgunlaştırır.
Destekler ve korur.
Hayat vermek ama sahiplenmemek,
Eylemde bulunmak ama karşılık beklememek,
Büyütmek ama buyurmamak,
İşte buna “Esrarengiz Erdem” denir.
İşte buna, yapmadan yapmanın gizemi derim.
Sonsöz
Yaratıcı düşünmek insanın özünde var olan yeteneklerden yalnızca biri. Onu geliştirmek yerine uyandırmak gerekiyor.
Çocukların o içtenliği, doğallığı, o her şeye kendiliğinden, zorlamasız yaklaşımı katı düşünce kalıplarına karşı duran dupduru içgörü yeteneğidir. Yıllara meydan okuyamayan çocuksuluğumuzun yerini, kullanımı sınırlanmış zihinlerimiz doldurdu. Gözden çıkardığımız ise eksilttiğimiz yaratıcılığımız oldu.
Kırkayak yapmadan yapmanın (wu wei) özgürlüğü ve zihnin yokluğunun doğallığı ve farkındalığıyla (wu hsin) hangi ayağını önce attığını düşünmeden, kendiliğinden, zorlamasız (ziran) yürüseydi, çukurda yaşamak yerine o mutlu yaşamını erdem (Te) ile sürdürebilirdi.
Yapmadan yap,
– Tao Te Ching LXIII
İş görmeden işleri gör,
Tadı olmayanı tat.
Küçüğü büyük,
Azı çok say.
Düşmanlığa Erdem’le karşılık ver.
Zora, kolay olan tarafından,
Büyüğe küçük olan tarafından bak.
Dünyada zor, kolay olandan,
Büyük de küçük olandan hasıl olur.
Bu yüzden ermiş kişi büyük jestler yapmadan
Büyük işler başarır.
Kolayca vaatte bulunanlar elbette güven vermezler.
İşleri hafife alanlar elbette güçlük çekerler.
Bu yüzden ermiş kişi zoru kabullenir
Ve böylece hiçbir güçlükle karşılaşmaz.
Taoculuğun değer verdiği bu yetenekleri düşünme sistemimizde ve eylemlerimizde var etmeyi başarabildiğimizi düşünün. Yaratıcılığımızı yeniden uyandırmanın yolunu açmış olmaz mıyız?
Kaynak:
Tao Te Ching – Laozi (İş Bankası Kültür Yayınları)



Yorumunuzu paylaşın