Gerçek Mutluluk Nedir

Gerçek Mutluluk Nedir

Herkes bir mutluluk tarifi yapma peşinde. Birbirinden farklı gibi görünse de sonucu ve anlamı aynı yere varan cümleler kuruluyor. Hepsi de paranın, şöhretin mutluluk getirmeyeceğini söylüyor. İnsanoğlunun sonunda bunu anlayabildiğini görmek sevindirici elbette. Yine de bu kadar gerçek ve öznel bir duygunun şekillendirilerek sunulmaya çalışılmasını doğru bulmuyorum.

Kalıplar, gerçekliği tek bir biçimmiş gibi sunar. Oysa, hiç düşünmeden biçimlerin içinde sıkışıp kalmak, gerçek yolu görmemize engel olur. Gerçeğe ulaşmak için derinlemesine düşünmek ve uygulama gerekir. 

Bu mutluluk tariflerinin ortak yanı, mutluluğun bir koşula bağlı bir şeymiş gibi anlatılmasıdır. O koşul gerçekleştiğinde mutlu oluyor, sonra da kendimize tutunacak başka bir koşul buluyoruz ve ona ulaşmaya çalışıyoruz. Bu döngü içinde hep bir hedef var, adı: Mutluluk. 

Bir hedefe koşarken, onu elde ederek başarınızı artırmaya çalıştıkça yaşadığınız durumu aklınıza getirin. Örneğin: Terfi etmek istiyorsunuz ve çok çalışarak kendinizi başkalarına kanıtlamanız gerekiyor ya da beğendiğiniz bir kişi var ve onunla çok uyuştuğunuzu düşüyorsunuz; birlikte çok mutlu olacağınızı hayal ediyor, kendinizi onun dışında bir kimseyle düşünemiyorsunuz;

Çok çalışmanıza karşın ya terfi edemezseniz?

Beğendiğiniz kişi sizi istemezse?

Bunun adı da mutsuzluk.

Daha basit bir örnek vereyim: Satın almak istediğiniz bir çanta var. Ona sahip olmak için yüklü bir bedel ödemeniz gerekiyor. Sizin için o parayı biriktirmek, önceliklerinizi sıraladığınızda pek de olası görünmüyor. O çantaya sahip olanları gördüğünüzde imreniyor, onların yerinde olamadığınız için kendinizi sorguluyorsunuz.

Terfi etmek, beğendiğiniz kişiyle birlikte olmak, pahalı çantayı satın alacak gelirinizin olması. Bu örneklerdeki koşullar gerçekleşirse, kendinizi hedefe başarıyla ulaşmış sayıyorsunuz. Sonra sıradaki hedefe doğru koşar adım ilerliyorsunuz.

Özde Mutluluk

Yunan mitolojisinde mutluluk üzerine yer alan bir hikayeye göre, Tanrılar insanlar mutluluğu arasın ve böylece kıymetli olsun diye saklamaya karar verirler.

 Biri der ki, “Göklerin en uzağına saklayalım.” Diğeri, “Denizin en dibine…”

Öbürü, “Ormanın en kuytusuna saklayalım.” der.

Sonunda biri der ki “İçlerine saklayalım. Oraya bakmak akıllarına gelmez.”

Bu hikayeyi okuduğumda şöyle düşündüm:

Kıymetli olan şeylere ulaşmak zor mudur?

Ulaşılması zor olan şeyler kıymetli midir? Peki, o şeyi kıymetli kılan ulaşmanın zor olması mıdır?

Bazı şeyleri uzaklarda aramayın. Tüm güzellikler ve kötülükler içimizde. Bunları biz yaratırız. O zaman hayatımızı da biz yaratıyoruz demektir.

Bu alıntı ise, günümüzün mutluluk arayışında gelinen noktayı tüm gerçekliği ile anlatıyor:

“İnsanlar aya gitmenin bir yolunu buldular da niçin mutluluğun kolay kestirme bir yolunu bulamadılar? Bunun yanıtı da ortada… İnsanlar mutluluğu yanlış yerde aradıkları için bulamadılar. Maddesel değerlerin, para ile alınıp satılan şeylerin insanları mutluluğa kavuşturacağı yanılgısından kendilerini kurtaramadıkları, bu uygarlığın bütün değerleri gibi mutluluğun da para ile alınıp satılan bir mal olduğunu sandıkları, para kazanmak için kafalarını yorduklarının binde biri kadar bile bu konuya eğilmedikleri için mutluluğu bulamadılar.” – İlhan Güngören (Buda ve Öğretisi)

Gerçek Mutluluk Yolu

Bir mutluluk hedefimiz var. Bizi, yalnızca belli koşulların mutlu edebileceğine inanıyoruz. Bizi mutlu olmaktan yoksun bırakan şey, çoğu zaman bu hedef oluyor. Onlardan kurtulmak için algılarımızın derinliklerine bakmamız gerekir. O zaman algı; bir içgörü, yol ve farkına varış olur. Bu açıkça, şeyleri olduğu gibi görmektir. 

Belli bir şeye bağlanmışsak, bize acı veren o şeyin kendisi değil, bağımızdır. Birine aşırı bağlanmak, terfi etmeyi aşırı istemek… Burada anahtar sözcük, aşırı. Bir kemanın telleri gevşekse ses vermez, gerginse kırılır. Öyleyse, isteklerimizle aramızdaki bağlar arasında bir orta yol bulmalıyız.

Aşırı arzu acıya yol açar. Bunun üzerinde düşünürsek, aşırı arzunun acımızın nedeni olduğunu görebiliriz. Öfke, cehalet, kuşku, korku, mutsuzluk, kibir, ego, yanlış bakış açısı da acıya neden olabilir. Aşırı arzuyu acımızın kaynağı olarak tanımladıktan sonra gerçek kaynağına inmeliyiz. Yoksa, acımızın kaynağını ve kendimizi iyileştirmenin yolunu bulamayız.

Peki, aşırı arzunun neden olduğu gerginliği nasıl durdurabiliriz? 

Bunun yanıtı; farkındalıkla yaşamda. Farkındalıkla yaşamda bize acı veren gerginliğe derinlemesine dokunarak; anlayış, kabullenme, sevgi ve acıyı özgür bırakırız. Böylece huzur ve mutluluğun kapısını da açmış oluruz. Bu yalnızca bireysel değil, kolektif mutluluğa ulaşma yoludur. Farkındalık, zaten orada olan mutluluğun değerini bilmeyi öğrenmemize yardımcı olur. Farkındalıkla mutluluğumuzun değerini bilir ve onun uzun sürmesini sağlarız. 

Mutluluğun özüne baktığımızda bu gerçek mutluluk da olabilir, aldanma da. Bu nedenle mutluluğun özüne bakmalı ve bağlılığın ötesine geçmeliyiz. Gerçek mutluluk yararlıdır. Hem bizi hem de başkalarını besler. Aldatıcı mutluluk, geçici tat verir ve acımızı unutmamıza yardımcı olur. Ancak bağlılığın ötesine geçmeyiz. Kalıcı bir yarın yoktur, oldukça zararlı olabilir. Kötü alışkanlıklar gibi.

Acı, mutluluk için olmazsa olmazdır. Burada, her şey acıdır ve acı çekilmelidir demek istemiyorum. Acımıza derinlemesine baktığımızda, mutluluğumuzu yeniden kurmak için ihtiyacımız olan şeyin tam da o olduğunu görebiliriz. Mutluluğun tadına varmak ve değerini anlamak için, mutsuzluğun acısını bilmek gerekir. 

Beğendiğiniz kişi sizi tercih etmediği için üzüntü duyuyorsanız, içinizde bir üzüntü ateşi yanar. Bu, acı çekmenize neden olur. Üstelik uğruna üzüldüğünüz kişiden daha fazla. Her şey, geri kalan her şeyin bir parçasıdır. Bu içgörü, bizi aşırı arzudan uzaklaştırarak özgürlüğe götürür. Üzüntü olmadığı zaman kendimizi rahat ve özgür hissederiz. 

Sonsöz

Size neyin kalıcı neşe ve gerçek mutluluk getirdiğine bakın. Acınızı anlamak ve kabullenmek size mutluluğun yolunu açar. Sonra zaten orada olan mutluluk tohumlarına dokunmak, içinizdeki alışkanlık enerjisini farkındalık enerjisine dönüştürmeye yardımcı olur. 

Gerçek mutluluğa, sahip olduğumuz değerlerin farkına vardığımızda erişebiliriz. Görmek için gözlerimiz, nefes almak için ciğerlerimiz, dokunabilmek için ellerimiz olduğunu bilmek… Mutsuz olduğunuzda içinde bulunduğunuz durumun derinlerine bakın ve zaten orada ve erişilebilir olan mutluluk koşullarını bulun.

Sevgi ve farkındalık ışığı yanınızda olsun.

Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi paylaşmak için aşağıya yorum yapın


Yükleniyor…

Bir yanlışlık oldu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.


Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: