Yaşamın Farkındalık Hali: Zihnin Olma Moduna Geçiş

Yaşamın Farkındalık Hali: Zihnin Olma Moduna Geçiş

Bilinçli olarak yaptığımızı sandığımız birçok davranışı gerçekte bilinçsizce yapıyoruz. Yemek yemek, yürümek gibi olağan eylemleri bir yere yetişmek, bir sonraki eyleme geçmek, kısacası “yapmış olmak için”yapıyoruz.

Bir gece James Forest, Thich Nhat Hanh’a bulaşıkları yıkayıp yıkayamayacağını sordu: “Tabii ki yıkayabilirsin; ama bulaşıkları yıkayacaksan yıkamasını da bilmelisin” diye cevapladı Hanh. Forest, “Hadi ama, bulaşıkları nasıl yıkayacağımı bilmediğimi mi düşünüyorsun?”

Thay: “Bulaşıkları yıkamanın iki nedeni vardır: Birincisi, bulaşıkların temiz olması için yıkamak; ikincisi ise bulaşıkları yıkamış olmak için yıkamaktır.” Jim çok sevinir: “Ben ikinci yolu seçiyorum.”

Bulaşıkları, temizleme amacıyla yıkarız. Bunda bir yanlışlık yok. İster bulaşık yıkayın, ister yürüyün, rapor hazırlayın… Önemli olan, süreçtir. Bir işi yerine getirirken sonuca odaklanmak, -bulaşıkları temiz olsun diye yıkamak- bizi sürecin içinde olmaktan uzaklaştırır. Kısacası, o işi yapmış olmak için yaparız.

Bunun ne sakıncası var? İnsan olmaya çalışan robotlarla, robotlaşan insanların çağındayız. Otomatikleşen yaşamların nedeni bu yapmış olmak için yapılan davranışlardır. Soru şu: Peki, bunun farkında mıyız?

Forest’ın seçtiği yol -bulaşıkları yıkamak için bulaşıkları yıkamak- bulaşıkları yalnızca temiz olsun diye yıkamak için değildi. İşi bir an önce bitirip başka bir işe geçme çabası da. O, şimdide olduğunun bilincinde olarak yalnızca bulaşıkları yıkamayı seçti.

Yemek Yediğinin Farkında Olmak

Kurumsal çalışma hayatının içindeyken kimi zaman öğle arasında yemeğe çıkmaz, yemeğimi iş yerine söylerdim. Amaç, işlerimi yetiştirmeye çalışırken bir yandan yemek yemek ya da yemeğimi yiyip bir an önce işimi yapmaktı. Birçoğunuzun da böyle yaptığını tahmin edebiliyorum.

Peki, bu durumda iş mi yapmış oluyoruz yoksa yemek mi yiyoruz?

Ya da, “iş olsun diye” mi iş yapıyoruz yoksa “yemek yemiş olmak için” mi yiyoruz?

Tıpkı bulaşıkları yıkamak için bulaşıkları yıkamak gibi; iş yaparken iş yapmalı, yemek yerken yemek yemeli.Tüm bunların anlamı şu: Bir şey yaparken “şimdide” ve “yalnızca” o şeyi yaptığımız gerçeğinin farkında olmak.

Bir an önce bitirmeye çalıştığımız herhangi bir iş (yemek yemek, rapor, sunum vb.), o işi bir yük gibi görmekten başka bir şey değil. Oysa, olağan herhangi bir eylem bize zorluk değil, yaşamımızın bir parçası olmalı. Farkındalık ile yaptığımız her davranış, yaşam mucizesini görmemizi sağlayacaktır.

Yemek yerken yetiştirmemiz gereken bir rapor olduğunu düşünürsek ve yemeği -bir yük gibi görerek- çabucak bitirmeye çalışırsak, o zaman biz “yemek yemek için yemek” yemiyoruz demektir. Bir an önce raporu hazırlama düşüncesiyle, gerçekte çok sevdiğiniz bir yemeğin iştah açıcı kokusunu alamayacak, içindeki hiç bir bileşenin tadına iyice varamadan, hızla lokmaları yutacaksınız. İşte bu, bizi yaşamı tümüyle ve olduğu gibi algılama yeteneğinden yoksun bırakıyor. Böylece, yaşamın bir anını bile gerçekten yaşayamayız.

Ağza atılan her bir lokmanın gerçekten tadına vararak yemek yemek “Yemek yerken yemek yediğinin farkında olmaktır.” Yürürken yürümenin, otururken oturduğunun ve bedenin farkında olmaktır.

Bu kadar basit eylemleri bu şekilde önemsemenin saçma olduğunu düşünenlerdenseniz, şunu söylemek isterim: Yaşamınızın ve kendinizin kontrolünü kaybetmişsiniz.

Farkındalık Yeni Bir Buluş Değil

Kontrolü elinize almanın yolu, farkındalıkla yaşama sanatını geliştirmekten geçiyor. Yeni bir buluştan söz etmiyorum. Evet, farkındalık, yeni bir buluş değil!

Bunu niye söylüyorum? Farkındalık, yeni bir kavrammış gibi üzerinde fazlaca konuşulan bir konu durumunda. Şunu açıkça belirtmeliyim; Doğu felsefesinin önemli ögesi olarak sayabileceğimiz farkındalık; kişinin aydınlanmış, kapsayıcı, yargılayıcı olmayan, sevgi dolu bir yaşama ulaşabilmesinin anahtarı olarak karşımıza çıkıyor.

Herkesin kendine göre bir farkındalık tanımı var. Hepsi de doğru. Doğru derken; farkındalığı açıklayan, sözlük anlamının ötesinde karşılayan tanımlar demek istiyorum. Benim sevdiğim ve bütünüyle karşıladığını düşündüğüm birkaç tanım var. Bu tanımlar, farkındalığı bence çok iyi açıklıyor.

“Farkındalık, şimdiye geri dönmeyi hatırlamaktır.* Farkındalık sahibi olduğumuzda, düşüncemiz Doğru Düşünce, konuşmamız Doğru Konuşma olur ve diğerleri de bu şekilde ilerler. Doğru Farkındalık bizi şimdiki ana geri getiren enerjidir.”

– Thich Nhat Hanh

* Farkındalığın Sanskritçesi, smriti, “hatırla” demektir.

“Oraya buraya dağılan dikkati bilinçli olarak tekrar tekrar geri getirebilmek, değerlendirme yetisinin, karakter ve iradenin temelidir. Bunu yapamayan kişi asla kendisinin efendisi olamaz. Bu yetiği geliştirmeyi sağlayan eğitim, en mükemmel eğitimdir.”

– William James

“Farkındalık, yargılamadan, bilinçli olarak, şu ana odaklanarak ortaya çıkan farkındalıktır”

– Jon Kabat-Zinn

Farkındalığın şu yalın tanımı, her şeyi eksiksizce çok iyi özetliyor:

Merakla ve yargılamadan şimdiye dikkat etmek.

Her zaman söylediğim gibi, kavramlar bizi sınırlar. Farkındalığı da kavramlarla anlamaya çalışırsak bu bizi üzerinde daha çok tartışmaya, denklemler kurmaya iter. Oysa, yalnızca farkında olmak yeterlidir. Hiçbir kavramın, inancın, kalıbın içinde olmadan gerçeği olduğu gibi görmek bize her anın farkında olduğumuz ve bilinçli bir yaşam sunar.

Tanımların üzerinde daha fazla durmaya gerek yok! Farkındalığı öğrenmek, başka herhangi bir beceri ya da çalışmayı öğrenmek gibi değildir. Farkındalığı öğrenmeye çalışan kişilerin, her zamanki öğrenme kalıplarını kullanmaları, -ne yapmaları gerektiğine, adımların ne olduğuna vb.- odaklanmaları çok yaygındır.

Farkındalık, kişinin özel çabasını gerektirir, ancak diğer öğrenme biçimlerinde olduğu gibi hedeflere, başarı elde etmeye yönelik bir süreç yoktur. Farkındalığın tek amacı, kişinin başına gelenler de dahil olmak üzere, o anda olup bitenlerle bütünüyle var olmaktır. Bunu söylemenin başka bir yolu da şudur: Farkındalığın tek amacı, deneyiminizle bütünüyle var olmaktır.

Farkındalık; yapmakla değil var olmakla ilgilidir.

Olma ve Yapma Modları

Yapma ve olma arasındaki ayrım, farkındalığı ve diğer beceriler arasında benzersizliğini tanımlamak için kullanılan bir ayrımdır. Alışılmış öğrenme ya da deneyimlerimizi açıklama şeklimizden 180 derece değişiklik gösterir.

Hedefler, başarılı olma ve beğenilme isteği, kendini inançlarda, geleneklerden, kurallardan oluşan kalıplara sığdırma, bir işi bir an önce bitirip başkasına geçme gibi davranış biçimleri, yapma modunun özellikleridir. Sürekli bir yere, bir şeye ulaşma hedefiyle yürümek kişinin yaşamı ve kendisini sürekli sorgulamaya iter. Sonuç olarak, yaşamın kendisi bir hedef olur. Yaşamla ve “öz”le olan bağ kopar.

Yapma modunda, çok fazla çaba göstermek, bir şeyi etraflıca düşünmek, belirli bir sonuca odaklanmak vb. vardır. Farkındalık açısından, yapma modu yanlış değildir, Yalnızca, bir kişi deneyimleri görmenin, anlamanın ya da bunlara yanıt vermenin tek yolunun bu olduğuna inanıyorsa, burada bir sorun vardır. Sorun genellikle hedeflere ulaşılamadığında, çok çaba gösterilmesine karşın, istekler gerçekleşmediğinde başlar. Yeniden ve yeniden yapma moduyla ilerlemeye çalışmak sorunu daha da büyütür. 

Olma modunda, şimdide olmanın farkında olarak ulaşılacak, gidilecek bir yer yok düşüncesiyle yalnızca deneyime -sürece- odaklanılır. Ulaşılacak bir hedef olmadığında; her şeyi “olduğu gibi görme”, “kabul etme”, “izin verme” doğal olarak ortaya çıkan zihinsel durumdur. Olma modunu, yapma modundan ayıran kilit nokta budur. Olma modunda hedef yoktur, amaç odaklı bir yaşam vardır.

Olma modundaki kişiler, yapma modundaki kişilere göre içsel kaynaklarının farkında olarak başlarına gelen olayları karşılayabilme konusunda daha başarılı bir kişisel yönetim becerisine sahip olurlar.

Bu tablo, “Yapma ve Olma Modları” arasındaki farklılıkları oldukça iyi açıklıyor:

OLMA MODUYAPMA MODU
Doğru çabaAşırı çaba
GüvenliTetikte
Sürece odaklıSonuca odaklı
AlgılamaDüşünme
BasitKarmaşık
Olma ve Yapma Modu

Sonsöz

“Yapma modu”, zihnin bir sonuç elde etmesi üzerinedir. “Olma modu” başkadır. Olmak, doğal bir süreçtir. Bir zorlama, çaba yoktur. Olacak olan olur.

Farkındalık eğitimi yoluyla zihni eğitmek; içinde bulunduğunuz andaki zihinsel durumun farkına varma, kendinize yararlı olan ve yararlı olmayan zihinsel durumları görme, bunlar arasında geçiş yapma becerisi kazandırır.

Günümüzde insanlar “yapma modu”nda, sürekli hedefler koyarak yaşama peşindeler. İnsanlar hedef değil amaç odaklı yaşadıklarında, amacı olan bir yaşam sürdükleri zaman mutlu olacaklardır. Böylelikle, acı da ortadan kalkacaktır.

Yapma modundan olma moduna geçiş için birçok alıştırma var. Bunlardan biri nefes alıştırması. Ya da tıpkı James Forest gibi bulaşıkları yıkamak için bulaşıkları yıkayarak başlayabilirsiniz. Temiz olsun diye değil, yalnızca sürece ve deneyime odaklanarak yıkayın.

Bu yazıyı okuyan bir çalışansanız, önünüzdeki ilk öğle yemeğini güzelce planlayın. Bunu her gün anımsamak için telefonunuza ya da masanızda görecek şekilde not edin. 

Bir yöneticiyseniz, öğle arasında masa başında ekrana bakarken yemek yemeğe çalışan bir çalışan görürseniz, yalnızca yemeğini yemesi için onu özendirin. O iş her neyse kesinlikle yapılacaktır, merak etmeyin. Kendisine değer verildiğini gören çalışandan daha mutlusu yoktur.


Daha çok farkındalık ve esenlik yaymak için bu yazıyı paylaşın:



Elçin Oltulu Şahin

– İyi Hissedenler Kulübü

Diğer düşünce bükücülerin düşüncelerini esnetmesine (ve daha iyi hissetmesine) yardımcı olan ücretsiz bültene katılın.


Dağınık Zihnini Topla

– Başlangıç Kiti

Zihnini toparlamak ve düşünsel esnekliğin ilk adımlarını atmak isteyen herkes için uygulamalar ve yönlendirmeler içerir.

“Nasıl düşündüğünü” görmek için bir başlangıç.

Bu başlangıç kiti, sizi yeni biri yapmaz. Ancak kim olduğunuzu açıkça görmeye başlarsınız. Zihninizdeki gürültünün farkına vardıkça, neyi neden yaptığınızı anlama kapasiteniz güçlenir ve içsel bir duruluk doğar.

  • Zihninizdeki dağınıklığı sadeleştirirsiniz.
  • “İyi hissetmeyi engelleyen kalıpları” açıkça görürsünüz.
  • Karar verme, problem çözme ve yaratıcı düşünme alanı açılır.
  • Günlük yaşamda sürdürülebilir, sonuç odaklı bir pratik kazanırsınız.

Üstelik ücretsiz.


Yorumlar

“Yaşamın Farkındalık Hali: Zihnin Olma Moduna Geçiş” için 2 cevap

  1. Farkındalık eğitimi yoluyla zihni eğitmek; içinde bulunduğunuz andaki zihinsel durumun farkına varma, kendinize yararlı olan ve yararlı olmayan zihinsel durumları görme, bunlar arasında geçiş yapma becerisi kazandırır.”

    Yazının, farkındalık ve zihinsel farkındalık konusunu derinlemesine ele aldığını ve olma modu ile yapma modu arasındaki önemli farkları açıkladığını düşünüyorum. Zihinsel sağlık ve yaşam kalitesini artırmak isteyen herkes için değerli bir okuma. Teşekkürler.

    Liked by 1 kişi

    1. Katkınız için teşekkür ederim 🙂

      Liked by 1 kişi

Mustafa Kurt için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Elçin Oltulu Şahin

- İyi Hissedenler Kulübü

Diğer düşünce bükücülerin düşüncelerini esnetmesine (ve daha iyi hissetmesine) yardımcı olan ücretsiz bültene katılın.

Okumaya devam et