Bir zamanlar Himalayalar’ın eteklerinde bir yogi öğrencilerine ders veriyordu. Yere bir çizgi çizdi ve öğrencilerinden bu çizgiyi hiçbir yerine dokunmadan kısaltmalarını istedi. Öğrenciler şaşırdı ve bir çözüm bulamadı, biri dışında.
Bu öğrenci çizginin yanına daha uzun bir çizgi çizdi ve ilk çizgi daha kısa görünmeye başladı. Yogi gülümsedi: “Aferin, şimdi ilk çizgi daha kısa oldu.”
Bu basit öykü günümüzde yenilikçilik ve yaratıcılığın nasıl geride bırakıldığını ve gerçekte onları nasıl geri kazanabileceğimizi gözler önüne seriyor. Hızlı çözümler ve hazır bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bir dünyada en temel yeteneklerimizi -yenilikçilik ve yaratıcılık- unutuyoruz. Oysa bu yetenekler tıpkı o öğrenci gibi farklı bir bakış açısı geliştirerek kullanılabilir.
Başlıklar
Yaratıcılık ve Yenilikçilik: Yalnızca Zekilerin mi Alanı?
Çoğu insan yaratıcılık ve yenilikçiliği yalnızca sanatçılar, bilim insanları ya da üstün zekalı bireylerle ilişkilendirir. Ancak bu düşünce bizi sınırlayan en büyük yanlışlardan biri olabilir. Yaratıcı düşünme herkesin erişebileceği bir yetenek olmasına karşın toplumsal kurallar ve düşünce kalıpları nedeniyle yeterince teşvik edilmez.
Bu bağlamda, özgün düşünceye sahip olmak bir ayrıcalık gibi görünse de gerçekte hepimizin içinde var olan bir potansiyeldir. Öyküde de görüldüğü gibi hepimiz aynı çizgiye bakıyoruz; ancak sorunları çözme biçimimiz o çizgiye nasıl baktığımızla ilgilidir.
Başka Aklın Kalıplarıyla Düşünmenin Sonuçları
Günümüzde en büyük zorluklardan biri, “başkalarının aklıyla düşünmek.” Özellikle iş dünyasında ve toplumsal yaşamda süregelen sorunların büyük bir bölümü bu düşünce kalıplarının sonucudur. Yenilikçi ve yaratıcı düşünce her zaman aynı soruna aynı şekilde yaklaşanlar yüzünden engellenir ve gerçek anlamda bir ilerleme kaydedilemez.
Bir eğitimde dinlediğim bir öykü bu durumu çok güzel özetliyor:
Bir apartman yönetimi bahçeye çiçek ekmiş; ancak katılımcılardan biri çiçeklerin başka bir renk olması isteğini dile getirirken yanında bulunan kızı şöyle demiş: “Çiçekleri boyayalım anne.”

Zihnimizde çiçekleri sökmek ya da olduğu gibi bırakmak dışında bir seçenek olabilir mi?
Bu küçük kızın düşündüğü gibi, çoğu zaman yaşamın karşımıza çıkardığı sorunlara taptaze bir gözle bakmamız gerekir. Yetişkinlerin genellikle alışık olduğu düşünce kalıpları onları çözüm üretmekten çok sınırlamaktadır. Oysa özgün bir düşünce yeni ve yaratıcı çözümler getirebilir. Tıpkı çiçekleri boyamak gibi.
Özgün Düşünmenin Önündeki Engeller
Peki, neden çoğu zaman bu kadar zorlanıyoruz? Neden özgün düşünceyi hayata geçirmek yerine kalıplaşmış yaklaşımlara saplanıp kalıyoruz? Bunun bir nedeni, içsel ve dışsal engellerdir.
Çoğu insan yaratıcı olmanın risk taşıdığını düşünür ve kaybedecek bir şeyleri olduğunu hissettikleri anda bu yaratıcılıklarını bastırır. Bu durum özellikle iş dünyasında daha belirgin duruma gelir.
Örneğin, iş yerlerinde yenilikçi ve yaratıcı düşünceler çoğu zaman desteklenmediği için çalışanlar bu yeteneklerini kullanmakta çekingen davranabilirler. Oysa yaratıcı düşüncenin önündeki bu engelleri ortadan kaldırmak hem bireyler hem de şirketler için kazançlı bir süreç yaratabilir.
Şirketler İçin Yenilikçilik Nasıl Desteklenir?

Şirketler, çalışanlarının kendilerini güvende hissetmelerini sağlayarak yaratıcı ve yenilikçi düşüncelerinin önünü açabilirler. Çalışanlar düşüncelerinin değerli olduğunu hissettikleri ve yaratıcı düşüncelerini özgürce anlatabildikleri bir ortamda işlerine daha istekli yaklaşır ve bu da şirketin başarısına doğrudan katkı sağlar.
Bu, bir kazan-kazan modeli olarak çalışır: Şirketler, çalışanlarını en değerli kaynakları olarak gördükçe bu durum bilançoların gelir kalemlerinde bol sıfırlı sayılara dönüşür.
Kendini değerli hisseden çalışandan daha mutlusu, mutlu çalışandan daha yaratıcı olanı yoktur.
Nasıl Özgün Düşünebiliriz?
Bu noktada farkındalık devreye girer. Farkındalık, alışkanlıklarımızdan, duygularımızdan ve düşüncelerimizden özgürleşmemizi sağlar. Yenilikçi ve yaratıcı düşünme yeteneğini geliştirmek için zihnimizi sınırlayan unsurlardan kurtulmamız gerekir.
Tıpkı bir şeye ilk kez bakıyormuş gibi açık ve sınırsız bir zihinle yaklaşmak gerekir. Her şeyden önce, alışılmış düşünce kalıplarının dışına çıkmak ve her soruna yeni bir gözle bakmak gerekir.
Yazarın notu: Açık ve sınırsız bir zihin konusunda derinleşmek için bakınız: Her Zaman Yeni Başlayan İnsanın Zihni Başlangıç Zihnidir
Sonsöz: Yaratıcılık ve Yenilikçiliği Geri Kazanmanın Yolu
Özgün düşünmek, toplumsal ya da iş yaşamındaki sorunları çözmenin en etkili yollarından biridir. Ancak bunu başarmak için önce kendi içimizdeki kalıpları kırmamız, alışkanlıklarımızın ve toplumsal kuralların ötesine geçmemiz gerekir.
Özgün ve yaratıcı düşünceyi yaşantımıza kattığımızda, yalnızca kendi bireysel gelişimimize değil, çevremizdeki dünyaya da olumlu katkılar sunabiliriz.



Yorumunuzu paylaşın