Öğrencisi, Sokrates’e sorar: “Nasıl bilge olabilirim?” Sokrates, onu bir suyun kenarına götürür. Öğrencinin başını suya sokar çıkarır. Birkaç kez bunu yaptıktan sonra öğrencinin kendisine gelmesini bekler. Öğrenci kendine geldikten sonra: “Başın suyun içindeyken ne hissettin?” diye sorar .Öğrenci yanıt verir: “Yaşamayı istedim.” Sokrates: “Bilgeliği de aynı şekilde istemelisin.”
Bu hikaye doğru mudur bilmem! Ustaların, bilgelerin bir konuyu anlatırken sıra dışı ve etkili yöntemler kullandığını biliyoruz. Öğrencinin, yaşadığı bu deneyim yoluyla konuyu çok iyi anladığı ve hiç unutmayacağı kesin. Yalnız, yöntem biraz fazla sert olmuş.
Nasıl bilge olunur? Sanırım öğrenci “olmak” derken bunun bir şeyleri yerine getirince, yapınca oluveren bir şey olduğunu düşünmüş olacak ki soruyu böyle sormuş.
Sokrates çok istediği için mi bilgedir?
Bilgelik, isteyince olunabilen bir şey midir?
Öyleyse neden çevremizde hiç bilge kişiye rastlamıyoruz?
Yoksa, kimse bilge olmak istemiyor mu?
Kuşkusuz, bir şeyi gerçekleştirmek için öncelikle istemek gerekir. Yalnız bu, tek başına yeterli değildir. Çaba, inanç, kararlılık, erdem vb. içine alan kapsayıcı bir birlikteliğin olması gerekir.
Sanırım, insanoğlu bilgelik yolunu uzun, zorlu ve yorucu bulduğundan pek o kadar istekli değil ve gerekli olduğunu düşünmüyor. Üstelik daha da ileriye götürebilirim; bilgeliği gerçekten işine yarayacak bir “araç” olarak da görmüyor.
Başlıklar
Bilgelik Nedir?
Bilgelik, kişinin kendisine, olaylara ve çevresine olan farkındalık seviyesinin yükselmesiyle başlayan bir uyanıştır. Bu seviyede kişi, artık her şeyi önceki durumundan daha değişik görmeye başlar. Yaşadığı ortamın algı oyunlarıyla yaratılan bir yanılsama olduğunu anlar. Kalıplarla düşündüğü o zamana kadar, diğerleri gibi olma çabasıyla yaşadığı hayatın bir kısır döngü ve mutsuzluk yarattığını, sıradan ve vasat olduğunu görür.
Bu uyanış belki bir kitap, belki bir eğitim, bir başka uyanmış kişi, bir olay yoluyla ya da bütünüyle birden bire gerçekleşmiş olabilir. Bunun bir kuralı yoktur. Bilgisizlik(cehalet) dönemi bitmiş, sınırı olmayan içgörü kapıları açılmıştır. Anlayış, esenlik, sevgi dolu, sevecen ve mutlu yaşamın perdesi de.
Çağlar Öncesinden Gelen Aşkın Bilgelik Kitabı
Nasıl bilge olunur? İyi haber, dünya üzerinde bilgeliği öğreten, ona giden yolu gösteren bir kitap var. Çağlar öncesinden gelen aşkın bilgelik kitabı: Vacraççhedika Pracnaparamita Sutra. Türkçe adıyla, Elmas Gibi Kesen Kusursuz Bilgelik Sutrası.
Eserin Sanskritçesi 4.yy’da derlenmiştir. Çinceye 5.yy’da Kumaraciva tarafından çevrilmiştir. Bu eseri, içeriği dışında özel yapan tarihte basım tarihi üzerine not edilmiş, dünyanın en eski tarihli basılı kitabıdır. 11 Mayıs 868 tarihli sutranın örneği British Library’de bulunmaktadır.
Kaynak: bl.uk
Çin’deki Dunhuang Mağaraları’nda bulunan Çince Budist metinler Batılıların ilgisini çekmeye başladı. Arkeolog Marc Aurel Stein, 1907 yılında bölgeye gitti. Mağaranın bekçiliğini yapan rahip, Stein’e mağarayı açmaya pek istekli değildi. Stein, ona para teklif etti. Dahası Stein rahibin de kendisi gibi alim Xuan Zang hayranı olduğunu anladı. İyi anlaşmaya başladılar. Sonunda rahip bir kısım Çince metinleri ve resimleri vermeye razı oldu. Stein, mağaraya girmeyi de başardı ve orada uzun yıllar saklanmış dağınık yığınlar halinde duran, değişik dillerde yazılmış metinleri gördü.
Stein, içlerinde Elmas Sutra’nın olduğu yaklaşık 13 bin el yazmasıyla oradan ayrıldı. Elmas Sutra’nın 9.yy ait bir kopyasını British Library’e götürdü.
Bilge Kişinin Özellikleri
Doğu felsefesinin en önemli eserleri Pracnaparamita (Aşkın bilgelik) adı altında toplanmıştır. En önemlilerinden biri Elmas Sutra’dır.
Kitapta Buda, müridi Subhuti ile konuşur. Ona boşluğun değerini ve tüm yaşamın insan düşüncesinin bir izdüşümü olduğunu anlatır. Kişi, içindeki bir elmas gibi parlak ve keskin olan bilgeliğe güvenmelidir.
Kişinin içindeki parlak ve keskin elması görmesi, açığa çıkarması ve onun ışığı ile güçlü ve sağlam şekilde yoluna devam etmesi için altı özelliği (Altı Paramita. Paramita: Kusursuzluk) olmalıdır:
- Cömertlik (Dana)
- Karakter / Erdem (Şila)
- Sabır (Kşanti)
- Çaba (Virya)
- Konsantrasyon / Meditasyon (Dhyana: Derinlemesine bakmak)
- Bilgelik (Pracna)
Bu altı özelliği içselleştirerek uygulayan, sürdüren, -kusursuzlaştıran- kişi, aşkın bilgelik yolundadır. Bu kişi, öteki kıyıya geçmiştir.
Aranan Özellik Bulundu
İş dünyasının şimdilerde üzerinde fazlaca uğraştığı konu, liderlik. Empatik, sempatik, karizmatik, çevik…Taşı kuyuya kim attıysa tartışma daha süreceğe benziyor.
Tartışma sürdükçe karmaşa büyüyor, bunca çaba, zaman bu sırrı çözmeye harcandıkça sonuçtan uzaklaşılıyor. Liderlikle bağdaştırılmaya çalışılan onca sıfat, lideri ve liderliği bölmekten başka bir işe yaramıyor.
Ben teklifimi yapıyorum: Lider, bilge olsun!
Hemen burada kendimle çelişiyor muyum diye düşünüyorum. Benim lider tanımımda sıfat yok. Lider kişi, böyle sıfatlarla anılan kişi değildir, olmamalıdır.
“Benim liderlik tanımıma göre “sıfatsız lider”; “öz”ünde lider özellikleri taşır. Bunun için büyük çaba harcamasına gerek yoktur. İnsanın özünde bulunan her özellik doğal olarak ortaya çıkar. Doğal olan her şey ortaya çıkmak için bir güç, istek gerektirir. Bunlar için de -bir bakıma- çaba gerekebilir. Ancak bu çaba da doğaldır.”
Bu alıntı, Liderini İçinde Ara isimli yazımdan. Kendimle çelişmediğimi anlıyorum. “Öz”de lider olan, içindeki parlak, keskin elması bulan kişidir. Doğal olarak bilgedir.
Sonsöz
Bugünden bakıldığında, Sokrates’ten çok önce (yaklaşık bir yüzyıl) bilgeliğin insanda doğal olarak bulunan ve açığa çıkarılması gereken bir özellik olarak anlaşılması olağanüstü ve etkileyici. Gerçekte, bilgeliğin ayrıcalıklı kişilerin sahip olabileceği bir özellik olmadığı, yalnızca bir uyanışın, insan olmanın eşsiz sonsuzluğunun ortaya çıkışının bir yansıması olduğu, milattan önce anlaşılmıştır.
Sokrates’i bir yandan batı felsefesinin mimarı, öte yandan bilgelik yolunda onu -tıpkı bugün olduğu gibi- birileri tarafından çok da hoş karşılanmayan biri yapan, canına mal olan bu özelliği olmuştur. Doğu felsefesinin -batı felsefesinde olmayan- en etkileyici yanı, bugün bile üzerinde tartışma götürmeyecek kadar sağlam, engin ve aşkın olmasıdır.
Bilgeliğin bir hapı yok. Hızı çok önemseyen, her şeyin özetini, kısa yolunu yaşam yolu olarak gören günümüz insanı, bir gün bunu yapabilir mi?
Bence insanın hapını üretemeyeceği tek alan, aşkın bilgelik olacaktır. Yapay zekayı yaratan insan, bilgelik hapını -yapabilseydi-şimdiye kadar yapardı. Zekanın yapayını yaratan insan bilgeliğin yapayını yapamayacağını -bunun olamayacağını- çok iyi biliyor.
Bilgelik, herkesin olmayı seçmediği bir durumdur. Onu özel kılan da budur.
Peki şimdi, kim bilge olmak ister?






Elçin Oltulu Şahin için bir cevap yazın Cevabı iptal et