“Zihnim neden hiç susmuyor?” Bu soruyu kendinize hiç sordunuz mu? Bugüne kadar sormadıysanız şimdi soruyorsunuz. Dikkatinizi verirseniz, zihninizin sizi sürekli bir şey yapmaya zorlandığını gözlemleyebilirsiniz. Yapılacak işler dizisi içinde savrulup durduğunuzu açıkça görebilirsiniz.
Zihin neden hiç susmaz? Neden sürekli konuşup durur?
“Bu kötü bir şey mi?” diyebilirsiniz. Konuşmayı seven bir arkadaşınızın hiç durmadan konuşmasına, bir konudan diğerine soluk almadan geçmesine ne kadar dayanabilirsiniz?
Bir süre geçince onu susturmaya çalışırsınız. Ancak arkadaşınız konuşmayı öyle seviyordur ki bu çabanız sonuçsuz kalır. Siz onu susturmaya çalıştıkça o konuşmaya çalışmaktadır.
Başlıklar
Zihin Uğraşmak İster
Zihin de böyledir, siz onu susturmaya çalıştıkça o konuşmak ister. Onu denetlemeye çalıştıkça konuşmayı sürdürür. Neden? Çünkü zihin, bir şeyle uğraşmak zorundadır.
Hiçbir şey yapmadan oturduğunuzda ne hissediyorsunuz?
Boşluk.
Günümüz insanının söylediği büyük büyük sözlerden biri; “Hiç boş duramam,” ya da “Bir şey yapmadan duramam.”dır. Bu “gurur” ile yaşamaktadır.
Hiç birşey yapmamak; o boşluk duygusu içinde kendisini kaybolmuş hissettirir. Bir boşluk içinde olduğunuzu düşünün. Ne hissederseniz?
Yalnızlık.
Bu derin yalnızlıktan -acıdan- sakınmak için, zihin konuşup durur, yalnızlığı dışındaki her şeyle uğraşır. Böylece uğraşı oluşur. Dışsal olanla uğraşmazsanız, bu kez yalnızlıkla uğraşırsınız. Ve zihin yine konuşmaya başlar.
Zihin neden hiç susmaz? Bir sorundan tümüyle özgür olmadan neden konuşup durur?
Yaşam biçimi olarak benimsenen bu durum, günümüzün toplumsal yapısının, eğitim şeklinin dayatmasının sonucudur. Zihninizin konuştuğunu fark edin, onu anlayın ve onunla kalın. Onu yalnızca izleyin. Onu susturmak için çabalamayın.
Yazarın Notu: Hemen burada, ters çaba yasasını anımsatmak isterim. Bakınız: Neden Çok Çabalamak Her Zaman İşe Yaramaz
Bu konuşmayı bastırmaya çalışmadan dikkati yalnızca ona verdiğinizde zihniniz; duru ve özgür olur. Bu, olağan ve sağlıklı düşünen insan zihnidir.
Erteleme Alışkanlığı Susmayan Zihnin Sonucu Mu
Bu çerçevede anlaşılamayan zihinsel etkinliklerin her türlü davranışsal ve düşünsel oluşumlara etkisi olması beklenebilir. Şimdilerde çok yaygın olan erteleme davranışı gibi.
Bu konuyu açıklarken çok özenli olmaya çalışıyorum. Öncelikle, erteleme davranışını bir hastalık olarak tanımlamak doğru mu? Kendi alanında her uzmanın bu konuda değişik bakış açısı olabilir.
Farkındalık konusunda derinleşmiş biri olarak benim bakış açım; erteleme bir alışkanlıktır.
Herhangi bir sorunu ortadan kaldırmak için öncelikle onu doğru tanımlamak ve çözümlemek gerekir. Hastalık denince aklınıza ne geliyor? Erteleme bir hastalıktır dediğimizde, bu bize kaygı verir. Çünkü hastalık kaygı verici bir şeydir, iyileştirilmesi gerekir.
Erteleme alışkanlıktır, dediğimde aklınıza ne geliyor? Burada bir önemsemezlik çabası içinde değilim. Bize iyi gelmeyen alışkanlıklar zarar verebilir ve iyileştirilmesi gerekir.
Ne düşünürsen o’sun. Kişi kendini hasta olarak tanımlarsa hasta olur. Bu tuzaktan kurtulmak için öncelikle ve özellikle düşüncelerin tuzağına düşmemek gerekir.
Erteleme bir alışkanlıktır. Kişi bunu görür ve kabul ederse, kendisini bu alışkanlıktan kurtarmanın yolunu da bulabilir. Motivasyon eksikliği, mükemmeliyetçilik, tembellik, başarısız olma korkusu, çok ve gereksiz iş yükü, aşırı istekler, her şeyi yapabilme yetisini gösterme ve kanıtlama çabası içine girmek…
Tüm bunların ağırlığı ile yaşamaya çalışmak tıpkı kaldıramayacağız ağırlığı kaldırmaya çalışmaktır.
Kaç kilo ağırlık kaldırabilirsiniz?
Ertelemeyi Durdurma ve Zihni Susturma Yöntemi
Erteleme bir alışkanlığa dönüşürse ve zihninizle sürekli bu konuda konuşmaya başlarsanız, bu etkili yöntem kesinlikle işe yarayacaktır: Yapılacaklar listesi.
Bu bir dönüşüm listesidir. Yapılacaklar ile başlayan liste “Yapılmasa da olur” içerikli bir listeye dönüşebilir. Bu bir kaçış, kaçınma, kaytarma durumu yaratmıyor. Ne kadar çok şeyi aynı anda istediğinizi göreceksiniz. O yüzden, ben buna dönüşüm listesi diyorum.
Benim Yöntemim (Dönüşüm Listem)
Yapılacaklar / Yapmak istediklerim listesini kişisel ve iş ile ilgili olanlar için ayrı ayrı yapın. Olabildiğince yalnızca birine odaklanın.
Listede yer alan her bir ögeyi gözden geçirin. Dönüşüm burada başlıyor. “Yapmasam olmaz” ve “Yapmasam da olur” dediğiniz ögeleri belirleyin.

Yapmasam olmaz listesinde, sizi en çok mutlu edecek, keyiflendirecek olan hangisi, düşünün. Burada önem derecesini ve öncelikleri göz önünde bulundurabilirsiniz. Yine de önceliği o işi mutlulukla ve keyifle yapmaya verin.
Yapmasam da olur listesi, diğer liste kadar önemli. Çünkü şu erteleyip durduğunuzu düşündüğünüz işlerin pek de işe yaramadığını, herşeyi birden yapma çabanızı görmenizi sağlayacaktır. Bu açıdan yapmasam olmazlar kadar önemlidir. Zihninizdeki dönüşümü gerçekleştirdiğiniz andır.
Unutmayın bu alıştırma, kendinize daha çok ağırlık yüklemek için değildir. Ağırlıklarınızdan kurtulma, kendinizi tanıma, mutlu anları çoğaltma çalışmasıdır. Mutluluğu alışkanlık edinmek için yapılan bir çalışmadır.
Sonsöz
Günümüz yaşam biçiminin, toplumsal yapısının, eğitim şeklinin dayatmasının sonucu olarak hedef odaklı yaşam biçimi, bizi sürekli düşünmeye, bir şeyden başka bir şeye koşmaya, sürekli bir şeyleri “oldurmaya” zorluyor. Yorulduğumuzun, tükendiğimizin farkında olmadan sürdüğümüz bir yaşam savaşındayız. Oysa azıcık dursak ve baksak bunun farkına varacağız.
Sözünü ettiğim yalnızlık ile yüzleşmek zor gelebilir. Yeni bir şeyi yaparken aldığınız hazzı düşünün. Onu bir deneyim olarak kişisel kazanımlar hanenize yazdığınız, büyük coşkuyla çevrenizle ve çoğunlukla sosyal medya gönderisine dönüştürdüğünüz o kazanımlar… Boş boş oturmanın ve kendinize bakmanın dayanılmaz hazzı ve kolaylığı ile yüklerinizden arınmak…
Denemekten çekinmeyin. Burada kaybetmek söz konusu değil.
Yüklerden kurtulmak için:



Kunkoglu.G için bir cevap yazın Cevabı iptal et